Haberler

KOÜ’lü Akademisyenden Boğaz Reflüsü Uyarısı

Boğaz reflüsü son yıllarda giderek sıklığı artan bir problem. Halk arasında mide reflüsü ile boğaz reflüsü arasındaki fark fazla bilinmezken Dr. Öğr. Üyesi Fatih Mutlu, boğaz reflüsünün, mide asidinin yemek borusu çıkışına gelmesi ile oluştuğunu açıkladı.

Boğaz reflüsüne karşın, çikolata, asitli içecekler, alkol ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Mutlu, hastalığın oluşum sürecini ve tedavi yollarını anlattı.

Reflü farenjit olarak da geçen bu hastalığın, mide asidinin, yemek borusunun çıkışına gelmesi ile oluştuğunu söyleyen Fatih Mutlu, “Mide asidi yemek borusuna kadar çıkarak orada hasar oluşturuyor. Hasar sonrası meydana gelen bozulma, boğazda yabancı bir madde hissi yaratırken bu daha sonra gıcık olarak tanımladığımız duruma dönüşüyor. Hastalar da yutma güçlüğü ve ses bozukluğu şikayetleriyle bize başvuruyorlar.” dedi.

Farklı Tedavi Yöntemleri Uygulanıyor

Tedavi aşamasında ana elemanın mide koruyucular olduğunu aktaran Mutlu, “Bu hastalık, mide reflüsüne göre daha basit ve hızlı oluştuğu için mide koruyucunun daha yüksek dozda, sabah akşam, verilmesi gerekiyor. Bunun dışında, her yemekten sonra antiasit dediğimiz çiğneme tabletleri veya şurubu kullanılabiliyor. Mide koruyucular asidin oluşmasını engellerken antiasit ise oluşmuş asit etkinliğinin artmasını engelliyorlar. Özellikle çok ve düzensiz beslenmeden kaynaklı şikayette bulunan hastaların tedavisine mutlaka antiasitleri de ekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar

Tedavinin en az 3 ay sürdüğünü, ikinci ayın sonunda hastaların tedavilere uyumu ve ilaç dozların yeterliliğinin kontrol edildiğini belirten Fatih Mutlu, hastaların dikkat etmesi gereken birçok unsur olduğunu vurguladı ve bunları şöyle sıraladı;

* Yatmadan 2-3 saat öncesinde abur cubur ve çay da dahil olmak üzere bütün yeme işlemini bitirmek.

* Yemek borusunun basınçla çalışan alt kapağının mekanizmasını bozan çikolata, gazlı içecekler, kahve ve alkol gibi besinleri tüketmemek.

* Her hastanın kendine özel daha duyarlı olduğu soğan, domates ve şerbetli tatlılar gibi yiyeceklerden uzak durmak.

* Dar kıyafetler giymemek.

* Her gün yürüyüş yapmak.

* Yemekleri iyice çiğneyerek yemek.

* Sodayı yemek yedikten sonra içmemek.

İki Farklı Yöntem Uygulanıyor

Dr. Öğr. Üyesi Fatih Mutlu, “Uzun süreli şikayeti olan hastalara, reflü semptom indeksini belirlemek için bir anket yapıyoruz. Boğazda takılma hissi, yutma güçlüğü, kuru öksürük, uyku halindeyken nefes problemleri ve konuşmada problemlerle ilgili bir skalamız var. Bunları baz alarak doldurduğumuz ankette 13 puan ve üstü alan hastalar, reflü açısında şüpheli oluyor. Bu hastalara bir de endoskopik muayene yapıyoruz. Endoskopik muayenede kullandığımız teleskopumuzla, ses tellerinin olduğu bölgeye bakıyoruz. O bölgede yer alan bulgulara da ses tellerinde su toplanması, tellerin arkasındaki yapının kalınlaşması, kızarıklık ve şişlik kriterlerinde reflü bulgu indeksini uyguluyoruz. Bu indeksi 8 puan ve üzeri olan hastayı boğaz reflüsü olarak kabul ediyoruz” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Fatih Mutlu, son dönemlerdeki tedavi çalışmalarında Ph’ı 8’den büyük olan suların kullanılması ve Akdeniz diyetinin boğaz reflüsünü azaltan etmenler olarak ortaya çıktığını da sözlerine ekledi.

Haber: İsa Güner (BHİ)

Demo Settings
Header Colors
Navigation Colors
Footer Colors