Haberler

Engellilik ve Engellilerin Durumu

Hocam, ilk olarak sizi tanıyabilir miyiz?

1995 yılı Mayıs ayından itibaren Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, FTR Anabilim Dalı ve İzmit Rehabilitasyon Merkezi (İREM)’in kuruluşlarında bulundum. 1996 yılında doçent, 2001 yılında profesör oldum. ABD Shenandoah Üniversitesi İş ve Uğraşı Terapisti Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gretchen Stone ile birlikte çalışmalar yürüttük. Bu vesileyle 2001 yılında, “İş ve Uğraşı Terapisi” eğitiminin verilebilmesi için, ülkemizde bir ilk olan ‘Yahya Kaptan Meslek Yüksekokulu İş ve Uğraşı Terapisi Programı’nı açtık. 2008 yılından beri KOÜ Engelliler Araştırma ve Uygulama Birimi Yönetim Kurulu’nda Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Başta serebrovasküler olaylara bağlı hemipleji ve serebral palsi olmak üzere çeşitli nörolojik, ortopedik ve romatizmal hastalıklarla ilgili spesifik tetkik/tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının oluşturulmasına ve bu konularla ilgili bilimsel çalışmalara devam ediyorum. Halen KOÜ Tıp Fakültesi FTR Anabilim Dalı’nda ve Yahya Kaptan Meslek Yüksekokulu’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

Engelli bireylere yönelik üniversitemizde ve İREM’de ne tür tedaviler uygulanıyor?

Üniversitemizde ve İREM’de erişkinlerde daha sık görülen serebrovasküler olaylara bağlı gelişen hemiplejiler (felç, inme) rehabilitasyonu ve serebral palsili çocukların tedavisi en yoğunlaştığımız konuların başında yer alıyor. Bununla birlikte Türkiye’de hemen hemen hiçbir merkezde yapılmayan yutma rehabilitasyonu ile ilgili olarak Türkiye’nin pek çok bölgesinden hasta kabul ediyoruz. Bunun dışında ODTÜ’lü mühendislerle birlikte rehabilitasyon robotu yaptık. Daha öncesinde ithal olarak aldığımız ve bugünkü değeri 1.5 milyon lira olan bu robotun maliyetini üç de bir oranında düşürdük ve ithal robottan çok daha üstün olan yerlisini yapmayı başardık. Bu rehabilitasyon robotunun ülkemizde de önemli bir yeri var. Türkiye’de farklı bölgelere dağıtılmak üzere 40 robot yapıldı ve ekonomik tasarruf olarak ülkemize ciddi katkı sağladı. Bu robot rehabilitasyonda önemli bir tedavi şeklidir ve hastalarımız bu robottan ücretsiz olarak faydalanmaktadırlar. Diğer uyguladığımız tedaviler arasında ise Nörojenik Mesane ve Bağırsak Rehabilitasyonu, Yürüme Analizi, Romatizmal Hastalıklar ve Osteoporoz (Kemik Erimesi), Ortopedik Rehabilitasyon ve El Rehabilitasyonu tedavilerini sayabiliriz. Bununla birlikte iş ve uğraşı terapisi eğitiminde master ve doktora öğrencileri dahil olmak üzere ülkemizde büyük hizmetler vermekteyiz.

Uygulanan tedavi yöntemlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmak gerekirse 8 ana başlık altında toplayabiliriz. Bunlar:

Nörolojik Rehabilitasyon: Başta serebrovasküler olaylara bağlı gelişen hemiplejiler (felç, inme), omurilik yaralanması, kafa travması, multipl skleroz, parkinson olmak üzere tüm nörolojik hastalıkların rehabilitasyonunda önemli hizmetler sunulmaktadır. Nörolojik rehabilitasyonla ilgili olarak ülkemizde birçok “ilkler” gerçekleştirilmiştir. Ülkemizin ilk “İş ve Uğraşı Terapisi (Occupational Therapy)” okulu kurulmuş olup bu yüksekokul, ABD Shenandoah Üniversitesi tarafından tanınmıştır. Felçlerde uygulanan en önemli tedavilerin başında Botulinum Toksin (Botoks) uygulamaları gelmektedir. Botoks enjeksiyonları ile hastalarımızda spastisite (istemsiz kas kasılmaları)’nın azaltılması, ağrının giderilmesi ve fonksiyonun artırılmasında önemli iyileşmeler kaydedilmektedir. Nörolojik rehabilitasyonla ilgili ülkemizde ilk kez uygulanan zorunlu kullanım tedavisi, nöro-geribildirim tedavisi, bilgisayarlı mental rehabilitasyon uygulamaları oldukça önemlidir. Zorunlu kullanım tedavisi (ZKT) ya da kısıtlanmayla geliştirilen hareket tedavisi, Bernstein'in dinamik sistemler teorisini temel alan yeni bir nörolojik rehabilitasyon yöntemidir. Bu tedavide inmeli hastalarda sağlam olan kol-el fonksiyonları bir omuz askısı veya eldiven yardımıyla 2-3 hafta süreyle engellenmeli, felçli tarafın yoğun ve tekrarlayıcı kullanımını sağlayacak bir terapi programı uygulanmalıdır. Nöro-geribildirim tedavisi ise, hastanın beyin dalgalarını monitörize ederek bunları hastaya geri bildirme ve hastanın bu dalgaları hekimin planlayacağı şekillerde değiştirmesini sağlama prensibine dayanır. Ulusal FTR Kongresi’nde ödül alan ‘nöro-geribildirim’ çalışmamızı, Güney Kore’de yapılan Dünya FTR Kongresi’nde verdiğimiz konferansla da paylaştık. Nöro-geribilidirim tedavisi ile çeşitli hastalıkların tedavisine katkı sağlanabilmektedir. İnsanda elektriksel beyin uyarılmasının etkileri merak uyandırmış ve beyin uyarılması tekniklerinden transkraniyal doğru akım stimülasyonu (tDAS), hastalarda mental, duyu ve motor fonksiyonları olumlu yönde geliştirebilecek potansiyel bir uygulama olarak incelenmiştir.

Beynin elektriksel olarak uyarılmasının, beyin hücrelerinde yeniden canlanmayı (plastisite) arttırdığı bildirilmiştir. Çeşitli araştırma grupları, tDAS uygulamalarının, felçli elde motor fonksiyonların gelişiminde etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Yine yüzyılımızın en yeni tedavilerinden olan sanal gerçeklik tedavileri, kısmi vücut ağırlığı destekli yürüme eğitimi, denge platform çalışmaları bu grup hastalıklarda uygulanmalıdır. Bu hastalıklarda gelişebilen yutma problemleri, mesane ve bağırsak felçleri ve seksüel fonksiyon bozukluklarının tanı, tedavi ve rehabilitasyonları özel ilgi alanlarımızı oluşturmaktadır. Yutma rehabilitasyonunda, özellikle yemek sırasında öksürüğü ve/veya yutma sonrasında ses değişikliği olan hastalar gıdaların akciğere kaçışı açısından özel görüntüleme teknikleri ile değerlendirilmelidir. Nörolojik rehabilitasyon gereksinimi gösteren hastalarımızın çoğunda mesane fonksiyon bozukluğu da bulunmakta olup tedaviyi planlamada ürodinamik incelemeler çok önem taşımaktadır. Konuyla ilgili detaylı bilgiler aşağıda yer almaktadır.

Pediatrik Rehabilitasyon: Özel ilgi alanlarımız içinde serebral palsi (spastik çocuk), spina bifida ve brakiyal pleksus yaralanmalı çocuklar bulunmaktadır. Uygulanan tedavilerin en önemlilerinden birisi botulinum toksin (botox) enjeksiyonlarıdır. Çocuklarımızdaki spastisite (istemsiz kas kasılmaları) azaltılması ve fonksiyonun ilerletilmesi amacıyla uygulanan bu enjeksiyonlar sonrasında seri alçılamalarda büyük önem taşımaktadır. Gereklilik halinde çocuk hastalarımızda zorunlu kullanım tedavisi, beynin elektrikle uyarılması ve kısmi vücut ağırlığı destekli yürüme eğitimleri düşünülmelidir. Serebral palsili çocuklarımızda uygulanabilecek önemli bir başka tedavi ise atla terapi (hippoterapi)’dir. Atla terapide, iş ve uğraşı terapisti veya fizyoterapist atın hareketlerini bir tedavi aracı veya yöntemi olarak kullanır ve çocuğun fonksiyonel limitasyonlarını göz önüne alarak denge, postür ve mobilite ile ilgili fonksiyonların geliştirilmesine odaklanır. Yutma sorunları olan çocuklarımıza spesifik değerlendirmeler yapılmalı ve yutma fonksiyonuna özel rehabilitasyon/tedavi programları düzenlenmelidir.

Yutma Rehabilitasyonu: Detaylı muayenelerden sonra, hastalarımıza gerekirse özellikli radyolojik görüntüleme incelemeleri yapılmalı ve gerekli FTR programları düzenlenmelidir. Birçok hasta yutma sorunu olduğu halde belirti vermeyebilir, ölümcül olabilecek komplikasyonlar dahi oluşabilir. Ülkemizde konuya ne yazık ki hala gereken önem verilmemekte, çok yüz güldürücü tedavi sonuçlarının olmasına rağmen bu tür hastalarımız çoğunlukla yutma fonksiyonu ile ilgili olarak değerlendirilmemektedirler.

Nörojenik Mesane ve Bağırsak Rehabilitasyonu: Özel ilgi alanlarımızdan birisi de özellikle nörolojik hastalıklar sonucunda gelişen nörojenik mesane (mesane felci) ve bağırsak fonksiyon bozukluklarıdır. Hastalarımızın daimi sondadan kurtarılması, öncelikle aralıklı sondalama ve sonrasında kendiliğinden idrar yapabilmelerinin sağlanması hedeflenmektedir.

Yürüme Analizi: Yürüme analizi yürümenin nasıl olduğuna dair yapılan tüm çalışmaları içerir. Öncelikle, hasta yürürken hekim bu yürümeyi gözle yapılan muayene ile inceler. Sonradan çeşitli aletler ve bilgisayar yardımıyla yürüme, vücut hareketleri, vücut mekaniği ve ilgili kasların aktiviteleri kayıt edilir. Böylece yürüme fonksiyonu objektif ve sayısal olarak değerlendirilir ve yorumlanır. Yürüme fonksiyonunu sayısal olarak ortaya koymak önemlidir. Böylece hastanın yürümesinin istendiği zaman yeniden değerlendirilmesi, yapılmış olan tedavilerin takibi olanaklı olur. Yürüme analizi gözle bakarak ve hastanın yürüyüşünün videoya çekilmesi ile yapılır. Daha detaylı incelemelerde hastanın gövdesinde uygun noktalara bağlanan işaret yansıtıcılarla yürüyüş verileri bilgisayara aktarılır. Bunlara ek olarak hastanın kaslarının kontraksiyon oranlarını görebilmek için dinamik EMG ölçümleri de yapılır.

Romatizmal Hastalıklar ve Osteoporoz (Kemik Erimesi):İlgi alanlarımız içinde romatizmal hastalıkların, artritlerin, bel-boyun ağrılarının tanı, tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları mevcuttur. Hastalarımıza fizik tedavi, çeşitli enjeksiyonlar, manyetik alan tedavisi, manipulasyon teknikleri ve ağrı tedavileri yapılmalıdır. Romatizmal hastalıklar içinde en fazla ankilozan spondilit ve romatoid artrit ile ilgilenilmektedir. Bu hastalıklarla ilgili olarak çeşitli üniversite ve eğitim hastanelerinin öğretim üyeleriyle birlikte kurulmuş bulunan “Aktivite Platformu” bünyesinde bilimsel araştırmalar da yapılmaktadır. Osteoporoz (kemik erimesi) diğer bir ilgi alanımızdır ve bu konuda yapılan bilimsel çalışmamız 2008 yılında “Osteoporoz Roche Tıp Araştırma Birincilik Ödülü”nü kazanmıştır.

Ortopedik Rehabilitasyon: Başta kırık, eklem protez cerrahisi uygulamaları, ön çapraz bağ yaralanması cerrahisi, diğer spor yaralanmaları cerrahisi, omurga cerrahisi ve el cerrahisi rehabilitasyonu olmak üzere tüm ortopedik hastalıkların FTR programları belirli protokoller doğrultusunda takip edilmektedir.

El Rehabilitasyonu: El ile ilgili tendon-sinir yaralanmalı hastalarda maksimum fonksiyonel kazanım elde edebilmek için, zaman kaybetmeden tedaviye başlanmalıdır. Hastaların klinik durumları göz önüne alınarak Washington modifiye Duran, erken pasif hareket veya immobilizasyon protokollerinden birisi ile fizyoterapi ve iş-uğraşı terapileri uygulanmalıdır.

Tedaviler dışında öğrencilerimize ya da personelimize yönelik neler yapılıyor?

Engelli öğrencilerin sorunlarını paylaşmak ve saptanan problemleri çözümlemek için üniversitemizde 2007 yılında “Kocaeli Üniversitesi Engelliler Araştırma ve Uygulama Birimi” kurulmuştur. Bu birim; Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı ile birlikte ve ayrıca  üniversitemizin her biriminde belirlenecek temsilciler yoluyla konunun tabana yayılan bir birliktelik içinde ele alınmasını sağlamaktadır. Gönüllü herkes “KOÜ Engelliler Araştırma ve Uygulama Birimi” çalışmalarına  katılabilir. Şu anda birimimizin çalışmaları “KOÜ Engelliler Araştırma ve Uygulama Birimi Yönetim Kurulu” tarafından gerçekleştirilmektedir. Koordinatörlüğünü Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Menşure Aydın’ın yaptığı, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de şahsımın yaptığı birim, üniversitemiz bünyesindeki engelli öğrencileri tespit etmeyi, yapılacak anketlerle, engelli öğrencilerin belirttikleri sorunları saptamayı ve bu sorunları çözmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda üniversitemizde çeşitli toplantılar, çalıştaylar, paneller, toplantılar yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz.

Genel olarak engelliliğin tanımını yapabilir misiniz? Engellilik nedir? Türkiye’de ve dünyada ne kadar engelli bulunmaktadır?

En basit tanımıyla engelliliği doğuştan ya da  kaza  veya uzun süren bir hastalık sonucunda oluşan bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerin kaybı olarak tanımlayabiliriz. 1992 yılından bu yana 3 Aralık günü Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Engelliler Günün” olarak kabul edilmiştir. Bu günde dünya çapında organizasyonlar düzenlenmektedir. Başbakanlığın 3 Aralık 2002 tarih ve 20515 Sayılı genelgesinin 3’üncü maddesinde; ulusal düzeyde kabul edilen 10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde engellilerin idari izinli sayılması kararını almıştır. Olumsuz hava şartları nedeniyle valiliklerce okulların tatil edilmesi halinde aynı bölgedeki kamu görevlisi engelliler ayrıca bir talimat ve talebe gerek kalmadan belirtilen tatil süresince de idari izinli sayılmaktadırlar.

İstatistiki bilgilere değinecek olursak da Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini yani 1 milyona yakınını engelliler, engellilerin yarısından fazlasını ise bedensel engelliler oluşturmaktadır. İşitme ve görme engelli vatandaşlarımızın toplam oranı da engelli vatandaşlarımızın yüzde 20’ye yakınıdır. Ayrıca engelli vatandaşlarımızın 80 bin kadarının henüz 0-7 yaş grubunda olduğunu görüyoruz. Dünya nüfusunun ise yaklaşık yüzde 15’i, yani 1 milyardan fazla kişi çeşitli yeti yitimi (engellilik) durumuna sahiptir. Engellilik oldukça çeşitlilik göstermekte, nüfusun yaşlanması ve kronik hastalıklardaki artış nedeni ile engelli sayısı da artmaktadır.

Engelliliğin nedenleri nelerdir?

Genel olarak engelliliğin birçok sebebi vardır. Bunların başında akraba evlilikleri gibi doğuştan engellilik ve genetik hastalıklar gelir. Annenin sahip olduğu diyabet ve benzeri kronik hastalıklar, gebelikte geçirilen hepatit B gibi enfeksiyon hastalıkları, annenin yaşı gibi faktörler de engeliliğe sebep olabilir. Ayrıca doğum öncesi, doğum esnasında ve doğum sonrası karşılaşılan sorunlar da engelliliğe sebep olabiliyor. Bunlara örnek olarak, gebelik sırasında doktor kontrolünde olmadan kullanılan ilaçlar, doğum esnasında bebeğin uzun süre oksijensiz kalması ve doğum sonrası bebekte yüksek ateş gibi sebepler sık görülür. Bunların yanısıra erişkinlerde iş kazalarına bağlı engelilik, felç ve alzheimer gibi hastalıklara bağlı engellilik durumları da sık görülmektedir.

Engelliliği önleyebilir miyiz?

Engellilik, insanı doğum öncesi süreçten ölüme kadar takip eden bir risktir. Gerekli önlemler alındığında büyük orada önlenebilir. Hijyen ve sağlık önlemleri, beslenme ve bakımı iyileştirme her insan için önemli unsurlardır. Gebelik ve sonrası dönem için bebeğin gerekli aşılarının da yapılmış olması engelliliğe sebep olabilecek hastalıkları önlemeye yardımcıdır. İş hayatımızda da kazaları önlemek, güvenli iş koşulları sağlamak ve mesleki eğitimler büyük önem taşır. Sosyal ve mesleki danışmanlık, rehberlik, uygun işlerin ve eğitimin sağlanması da bilinçlilikle engelliliği azaltıcı faktörlerdir. Ayrıca engelliliğe yönelik farkındalık oluşturmak, toplumsal eğitimler ve fiziksel engelleri ortadan kaldırmak engelliliğin önlenmesinde ve engelli hayatının kolaylaşmasında büyük katkı sağlar.

Engelliler için neler yapabiliriz, önerileriniz nelerdir?

Engellilerin yaşamını kolaylaştırmak ve engellerinin mümkün olduğu oranda kendilerine engel olmamasını sağlamamız gerekiyor. Bunun için de yerel yönetimlerin engelli tespiti yapması ve çıkan sonuca göre sorunların belirlenerek önem sırasına göre çözümlenmesi gerekiyor. Tabii bunun yapılabilmesi için engellilere bir bütçe veya fon ayırılması gerekiyor, buradan sağlanacak ödenekle de örneğin bakıma muhtaç engelliler için, engellerine uygun koşullarda konutlar inşa edilmeli. Ayrıca engellilere iş olanakları sağlamak, ekonomik anlamda katkı sağlarken sosyal katılımlarını da desteklemiş olur. Bu sebeple oluşturulmuş engelli kotalarının arttırılması ve bu kotalara uyumun denetlenmesi gerekir. Engellilerin kullanmak zorunda oldukları çeşitli ortezler, protezler, tekerlekli sandalyeler gibi birçok araç gereçlerin geri ödemeleri tam olarak sağlanmalı. Ve aslında bunların tümünün gerçekleşmesi için en önemlisi toplumun tümünün bu konuda bilinçlendirilmesi gerekir, bunun için de engellilik hakkında toplumun farkındalığını arttıracak etkinliklerin sayısı ve çeşitliliği arttırılabilir.

Ülkemizde engelliler için yapılmakta olan uygulamalar nelerdir?

Engellilerin hayatını kolaylaştırmak adına ülkemizde birçok uygulama vardır. Engelli kimlik kartı uygulamasıyla engellilerimiz başta ücretsiz seyehat hakkı olmak üzere çokça haktan faydalanabilmektedir. Engelli aylığı uygulamasıyla engellilerimize maddi destek sağlanmakta ayrıca engelli bakım hizmetleri aracılığıyla bakım ihtiyacı olan engellilerimize yatılı veya gündüzlü bakım hizmeti verilmektedir. Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin okullara ve kurumlara ücretsiz erişimi sağlanmaktadır. Bunların yanısıra engelliliğin önlenmesi amacıyla doğum sonrası bebeklere çeşitli testler ve taramalar uygulanmaktadır. Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve belediyelerin ortak olarak düzenlediği evde sağlık hizmetleri uygulamasıyla, bazı hastalıklara bağlı durumlarda, hastaların evlerinde tedavi ve bakımları sağlanmaktadır.

Demo Settings
Header Colors
Navigation Colors
Footer Colors